1970’lerden 12 Eylül’e Kahramanmaraş Siyasetinin Temel Kodları
Kahramanmaraş denildiğinde akla gelen ilk siyasi tanımlamalardan biri “sağın kalesi”dir.
Peki bu kale ne zaman ve nasıl kuruldu?
Şehir, başından beri değişmez biçimde sağ partilere oy veren yekpare bir seçmen kitlesine mi sahipti? Yoksa 1970’lerde yaşanan göç, kentleşme, ekonomik dönüşüm, ideolojik mücadeleler ve toplumsal kırılmalar mı Kahramanmaraş’ı bugünkü siyasi kimliğine taşıdı?
Rakamlar, ezberleri sorgulamamız gerektiğini gösteriyor.
1970’LERİN MARAŞ’I DEĞİŞİYORDU
1970’li yıllara girildiğinde Maraş, geleneksel tarım ve esnaf şehri görünümünden yavaş yavaş uzaklaşıyordu.
Şehir nüfusu 1970 yılında ilk defa 100 bin sınırını aşarak 110 bin 761’e ulaştı. Kırsaldan kent merkezine hızlanan göç, yeni mahalleleri ve beraberinde gecekondulaşmayı meydana getirdi.
Aynı dönemde yağ, biber, iplik, metal ve gıda alanlarında kurulan işletmeler, şehrin gelecekteki sanayi yapısının temellerini atmaya başladı.
Ancak ekonomik büyüme henüz güçlü ve kurumsallaşmış bir sanayi düzenine dönüşmemişti.
Şehirde siyasetin taşıyıcı kolonlarını büyük ölçüde esnaf çevreleri, mahalle ilişkileri, köy ve ilçe bağları, dinî yapılar, hemşehrilik ilişkileriyle aile ve akrabalık dayanışması oluşturuyordu.
Siyasi tercih yalnızca parti programına bakılarak yapılmıyordu. Adayın ailesi, mahallesi, ticari itibarı, dinî ve toplumsal çevrelerle ilişkisi de sandığın yönünü belirliyordu.
Bu yapı, sağ partiler açısından son derece elverişliydi. Fakat ortada tek parça bir sağ siyaset yoktu.
AYNI SEÇMENE SESLENEN ÜÇ AYRI SAĞ
1970’lerde Kahramanmaraş’ta sağ seçmen üç ana siyasi damar arasında bölünüyordu.
Adalet Partisi, merkez sağın ve Süleyman Demirel çizgisinin temsilcisiydi. Kalkınma, yol, baraj, yatırım ve devlet imkânlarına ulaşma söylemiyle özellikle kırsal bölgelerde etkiliydi.
Millî Selamet Partisi, Necmettin Erbakan liderliğinde dinî hassasiyetleri, ahlaki düzeni, yerli sanayiyi ve Millî Görüş düşüncesini savunuyordu. Esnaf, küçük tüccar ve muhafazakâr mahallelerde güçlü bir teşkilat ağı oluşturuyordu.
Milliyetçi Hareket Partisi ise milliyetçilik, antikomünizm ve güçlü devlet söylemiyle özellikle gençler üzerindeki etkisini artırıyordu.
Bu üç parti aynı seçmen tabanının farklı duygularına sesleniyordu.
AP, kalkınma ve devlet tecrübesine; MSP, inanç ve ahlak vurgusuna; MHP ise milliyetçilik ve güvenlik arayışına yaslanıyordu.
Kahramanmaraş sağının sonraki yıllarda da görülecek ilk temel özelliği böyle ortaya çıktı:
Seçmenin çoğunluğu sağdaydı ancak sağın kendi içerisindeki liderlik mücadelesi hiçbir zaman sona ermiyordu.
SANDIKTA CHP BİRİNCİYDİ AMA ÇOĞUNLUK SAĞDAYDI
1973 genel seçimleri, Kahramanmaraş siyasetinin bu ikili yapısını açık biçimde gösterdi.
CHP yüzde 32,91 ile şehirde birinci parti oldu. MSP yüzde 26,73, AP yüzde 17,91, MHP ise yüzde 5,59 oranında oy aldı.
MSP’nin Kahramanmaraş’taki oy oranı, Türkiye genelinde aldığı yüzde 11,80’lik oyun iki katından fazlaydı.
Bu tabloya yalnızca “CHP Kahramanmaraş’ta birinci oldu” şeklinde bakılırsa dönemin siyasi gerçeği eksik kalır.
Çünkü AP, MSP ve MHP’nin toplam oyu yüzde 50’yi geçiyordu. Başka bir ifadeyle CHP tek başına en fazla oyu alan partiydi fakat şehirdeki genel siyasi ağırlık sağdaydı.
1977 seçimlerinde de benzer bir sonuç ortaya çıktı.
CHP, 74 bin 283 oy ve yüzde 34,39 oranıyla yeniden birinci parti oldu. AP yüzde 26,50, MSP yüzde 15,64, MHP ise yüzde 15,50 oy aldı.
Üç sağ partinin toplam oyu yüzde 57,64’e ulaştı.
Daha dikkat çekici olan ise MSP ve MHP’nin Kahramanmaraş’taki gücüydü. 1977’de Türkiye genelinde MSP yüzde 8,56, MHP yüzde 6,42 oy alırken Kahramanmaraş’ta iki parti de yüzde 15’in üzerine çıkmıştı.
Demek ki Kahramanmaraş, henüz tek bir sağ partinin kalesi değildi.
Şehir, birbirleriyle rekabet eden güçlü milliyetçi ve muhafazakâr damarların merkezi hâline geliyordu.
MAHALLE, ESNAF VE TEŞKİLAT SİYASETİ
Bu yükseliş yalnızca liderlerin Ankara’daki konuşmalarıyla açıklanamaz.
MSP ve MHP’nin Türkiye ortalamasının üzerinde oy alması, şehirdeki mahalle ve yüz yüze siyaset ağlarının gücünü gösteriyordu.
Kahvehaneler, esnaf dükkânları, cami çevreleri, dernekler, öğrenci grupları ve aile ilişkileri siyasetin günlük hayattaki alanlarıydı.
Partiler yalnızca seçimden seçime ortaya çıkmıyordu. Gençlerle, esnafla, köylerle ve mahallelerle sürekli temas kuruyordu.
Özellikle ekonomik ve toplumsal belirsizliğin arttığı dönemlerde seçmen, programlardan önce kendisine güven veren bir kimliğe yöneldi.
Din, milliyetçilik, devlet ve düzen kavramları sağ siyasetin ortak dili hâline geldi.
Fakat aynı kavramlar üzerinden yürütülen siyaset, toplumu birbirine yaklaştırmak yerine zaman zaman daha sert biçimde ayırdı.
MİLLİYETÇİ CEPHE’NİN YEREL KARŞILIĞI
Türkiye genelinde AP, MSP ve MHP’nin bir araya geldiği Milliyetçi Cephe hükümetleri, Kahramanmaraş’taki sağ seçmen açısından yalnızca bir koalisyon değildi.
Bu birliktelik, farklı sağ damarların CHP’ye ve yükselen sol harekete karşı ortak bir cephede buluşması anlamına geliyordu.
Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti 1975 yılında AP, MSP, MHP ve CGP tarafından kuruldu. 1977’de kurulan ikinci hükümette ise AP, MSP ve MHP yer aldı.
Bu partiler milliyetçi ve muhafazakâr hassasiyetlerde buluşmalarına rağmen kendi aralarında da ciddi bir kadro ve nüfuz mücadelesi yürüttü.
Bu rekabetin Kahramanmaraş’taki yansıması da güçlü oldu.
Aynı seçmene hitap eden partiler, bir taraftan sola karşı ortak bir dil kurarken diğer taraftan mahallenin, esnafın ve gençlerin siyasi bağlılığını kazanmak için birbirleriyle yarıştı.
Böylece siyaset, fikirlerin yarıştığı demokratik bir alan olmaktan giderek uzaklaştı; kimliklerin ve cephelerin karşı karşıya geldiği bir mücadeleye dönüştü.
1978 ŞEHRİN HAFIZASINDAKİ EN AĞIR KIRILMA
19–25 Aralık 1978 tarihleri arasında yaşanan Maraş olayları, yalnızca can kayıplarına yol açan büyük bir toplumsal facia değildi.
Olaylar, şehrin toplumsal hafızasını, mahalle yapısını, siyasi dilini ve farklı kesimlerin birbirine duyduğu güveni derinden sarstı.
Olayların ardından Kahramanmaraş’ın da aralarında bulunduğu 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi.
Siyasi partiler ise olayların sebepleri ve sorumluları konusunda birbirinden tamamen farklı anlatılar geliştirdi.
Sağ ve sol siyaset, yaşananları kendi siyasi penceresinden değerlendirdi. “Dış güçler”, “içerideki işbirlikçiler”, “sağcı gruplar” ve “sol örgütler” üzerinden farklı suçlamalar ortaya atıldı.
Aradan geçen yıllara rağmen olayların bütün yönleriyle ortak ve tartışmasız bir toplumsal hafızaya dönüştürülememesi, siyasi yaraların kapanmasını da zorlaştırdı.
Burada açık konuşmak gerekir:
1978 olaylarını yalnızca sağ-sol çatışması diyerek geçiştirmek de yalnızca şehir dışından yönetilen bir provokasyona bağlamak da yaşanan toplumsal zemini açıklamaya yetmez.
Ortada insan hayatını değersizleştiren, komşuyu komşuya karşı şüpheli hâle getiren ve farklı kimlikleri düşmanlaştıran bir siyasi iklim vardı.
12 EYLÜL’E GİDEN YOL
1978’den sonra Kahramanmaraş’ta güvenlik ve düzen talebi daha güçlü hâle geldi.
Toplumun önemli bir bölümü siyasi çatışmadan, ekonomik sıkıntılardan ve sokak şiddetinden yorulmuştu. Bu ortam, güçlü devlet söyleminin toplumsal karşılığını artırdı.
12 Eylül 1980 askerî darbesi bütün siyasi partileri kapattı. Liderlere yasak getirdi, teşkilatları dağıttı ve siyasi hayatı yeniden düzenledi.
Fakat darbe, toplumun hafızasındaki milliyetçi ve muhafazakâr eğilimleri ortadan kaldıramadı.
Partiler kapandı ancak onları besleyen aile ilişkileri, mahalle dayanışması, esnaf çevreleri, dinî ve milliyetçi kimlikler, devletten yatırım beklentisi ve sola karşı oluşan toplumsal mesafe yaşamaya devam etti.
1980 sonrasında yeni partiler kurulacak, yeni isimler ortaya çıkacak ve siyasi tabelalar değişecekti.
Ancak 1970’lerde oluşan temel seçmen davranışı büyük ölçüde korunacaktı.
KALE BİR GÜNDE KURULMADI
Kahramanmaraş’ın “sağın kalesi” hâline gelmesi, tek bir liderin, partinin veya seçimin sonucu değildir.
Bu siyasi kimlik; geleneksel ve muhafazakâr toplumsal yapı, kırsaldan şehre göç, esnaf ve mahalle örgütlenmesi, MSP ile güçlenen Millî Görüş, MHP ile yükselen milliyetçi hareket, AP’nin kalkınmacı merkez sağ siyaseti, Soğuk Savaş’ın antikomünist dili, 1978’de yaşanan büyük toplumsal travma ve güçlü devlet arayışı üzerinde şekillendi.
Seçim sonuçları önemli bir gerçeği gösteriyor:
1970’lerde CHP, Kahramanmaraş’ta iki genel seçimde de birinci parti olabildi. Ancak siyasi ve toplumsal çoğunluk giderek sağ partiler etrafında kümelendi.
Bu nedenle Kahramanmaraş, bir anda sağın kalesi olmadı.
Kale; mahalle mahalle, dükkân dükkân, teşkilat teşkilat kuruldu. Yaşanan toplumsal kırılmalar da bu duvarları daha yüksek hâle getirdi.
Şimdi cevaplanması gereken soru şudur:
Kahramanmaraş sağ siyaseti kendi toplumsal değerleriyle mi seçti, yoksa 1970’lerde yaşanan korkular, çatışmalar ve kırılmalar mı şehri kalıcı biçimde sağ siyasete yöneltti?
Mustafa Eshabil Şirikçi






YORUMLAR